TAVŞAN İLE KAPLUMBAĞANIN ÖYKÜSÜ
bu başlıkta ara
  1. bir varmış, bir yokmuş…

    herkesten hızlı koşmakla övünen bir tavşan varmış. bu tavşan, daima kaplumbağanın yavaşlığı ile dalga geçermiş. sonunda kaplumbağa ona: “sen kendini ne sanıyorsun? tamam, hızlı koştuğun doğru, ama sen de geçilebilirsin! ” diye yanıt vermiş. tavşanı gülme tutmuş: “ beni koşuda geçmek, ha ? kim geçecekmiş? yoksa sen mi? o kadar hızlıyım ki, kimse beni geçemez! istediğin şey üzerine bahse girerim, kabul ediyor musun?“ kendisine bu derecede tepeden bakılmasından rahatsızlık duyan kaplumbağa, bu meydan okumayı kabul etmiş. kaplumbağa erkenden uyumuş, tavşan ise kendine güvenmenin esiri olup eğlenmeye devam etmiş.

    yarış parkuru belirlenmiş ve ertesi sabah, gün doğarken başlangıç çizgisine gelmişler. kaplumbağa, kaderine boyun eğip yavaş yavaş ilerlemeye başlamış. tavşan ise uykusuzluktan esneyip duruyormuş. uykunun ağırlıyla göz kapakları inen tavşan, rakibinin ne kadar ağır ilerlediğini görerek iyice kendinden emin olmuş ve bir parça kestirmeye karar vermiş. “sen rahat rahat git, ben daha sonra, dört sıçrayışta sana yetişirim. “ rahatsız bir uykunun ardından, nihayet sıçrayarak gözleriyle kaplumbağayı aramış. oysa o hala çok yakınındaymış: henüz yolun üçte birini bile aşamamış. bunun üzerine, iyice rahatlayan tavşan, kahvaltı etmeye yetecek zamanı olduğuna karar vermiş. yakınındaki bir tarlada çok güzel havuçlar görmüş ve iştahla havuç yemeye koyulmuş. ama hem çok fazla yediği, hem de güneş iyice yükseldiği için, yeniden uykusu gelmiş. yolun yarısına gelmiş olan kaplumbağaya şöyle bir baktıktan sonra, bitiş çizgisine gitmeden önce biraz daha kestirmeye karar vermiş. onu geçtiğinde kaplumbağanın yüzünün alacağı şekli düşününce, gülerek uykuya dalmış.

    çok geçmeden mutlulukla horluyormuş. güneş ufuk çizgisine inişe geçmeye başladığı sırada, sabahtan beri hedefine doğru azimle ilerlemekte olan kaplumbağanın parkurun sonuna varmasına bir metreden biraz fazla kalmış. işte o anda, tavşan korku içinde uyanıvermiş: uzaklarda, çok uzaklarda kaplumbağayı görmüş ve koşarak peşine düşmüş. uzun bacaklarını ileri geri hızla hareket ettirerek, dili dışarıda, çılgınlar gibi koşan tavşan, kaplumbağaya yetişmek üzereymiş. biraz daha hızlanırsa neredeyse başaracakmış! ama kaplumbağa bitiş çizgisi kararlaştırılan noktayı henüz geçtiğinden, son hamlesinin bir faydası olmamış.

    zavallı tavşan! yorgun ve onuru kırılmış olarak, sessizce gülümsemekte olan rakibinin yanına yığılmış. kaplumbağa ona bakıp şöyle demiş: “ son gülen, iyi güler!”
    kaynak: http://emresel.blogcu.com/../

     
    (nuhungemisi,22.5.2008 16:46 ~ )
  2. bir insanın kendisine güvenmesi gerek ama bir yarışıda kazanması için çaba harcaması gerekir. tavşan kendisine güveniyor fakat azimli ve hırsı değil. oysa kaplumbağa o kadar yavaş koşmasına karşın azimli hırslı olduğu için yarıştan galip çıkmıştır.

     
    (furkan,22.5.2008 17:41 ~ )
  3. kendine çok güvenip işleri bırakıp ''nasıl olsa yaparım'' demenin, karşındakini küçümsemenin ne kadar kötü ve zararlı bir şey olduğunu anlatan hikayedir.

     
    (sozlukabi,24.6.2008 08:24 )
  4. bu masalın bize anlattığı anlamı anlamak için çok iyi okumak gerekir. ''asla kendine çok güvenme''sözünü de ders çıkartmak gerekir.

     
    (ayca,27.6.2008 14:36 )
Burası çocuklar için güvenli bir sitedir.
Temiz sözlük, eğlenme ve öğrenme amaçlıdır.
8 ile 15 yaş arası çocukların bilgisine ve hayallerine açıktır.

Küfür, kaba sözler ve aşırı politika ile sözlüğü kirletmeyin.
Sözlük abi ve sözlük abla buna çok kızar.

Unutmayın, terbiyesizler için gizli bir bildiğimiz var!
***
Sitede şu anda 0 ziyaretçi 1 okuryazar zaman geçiriyor..

kopirayt © 2007 - 2023 nilinci.com